18 Şubat 2012 Cumartesi

Bölüm 19-Rüya










Duvarlardaki meşalelerin aydınlattığı altın koridorda yürüdü. Birçok köşeden döndü, ikiye ayrılan yollarda sağ ve sol taraf arasında seçim yaptı, ilerledi ama bulunduğu yerin neresi olduğunu da nasıl çıkacağını da anlayamamıştı. Sonra meşaleler yavaş yavaş sönmeye başladı, giydiği şeyin bir zırh olduğunu yeni fark etmişti ki olabildiğince hızla uzaklaşmaya başladı. Ardından altın duvarda bir pırıltı gözüne çarptı, ilerledi ona doğru ve oraya bir kalkanın yerleştirilmiş olduğunu fark etti, kalkanın arkasına sabitlenmiş, birbirinin eşi iki de kılıç.

Kılıçları alıp kör karanlıkta yürümeye devam etti, şimdilik duyduğu tek şey kendi soluğu ve adımlarıydı. Sonunda cesetlerle dolu bir odaya geldi, burada bir ışık süzülüyordu ama kaynağı belirsizdi. O ışıkla kılıçlara baktı Iason ve üzerlerinde tanımadığı harfler olduğunu gördü. Bu harflerin anlamını bilmese de daha önce de gördüğünü anımsar gibiydi ancak her neyden kaçıyorsa fazla vakit kaybetmemek için düşünmeyip arkasına döndü. Bir adım attı ve havada dolaşan ışık da kayboldu. Artık önünde duvar mı yol mu var onu bile bilmiyordu ama biri daha vardı, solukları kulağını tırmalayan bir şey. Birkaç dakika bekledi, gitmesini umdu. Fakat o derin ve sesli soluklar kesilmedi. Bunun üzerine bir adım attı. Bu adım sanki bir şeyi tetiklemiş gibi sesin sahibi tuhaf ama yüksek hayvan sesleri çıkartıp koşmaya başladı, ayak seslerine bakılırsa gerçekten büyüktü.

Hızlıca krala doğru koşuyordu, solukları artık çok düzensizdi. Iason başka bir şey yapamayacağı için yana doğru atladı. Böylece büyük bir siyahlık kafası önünde koşarak ona değil duvara çarptı boynuzlarını. Bunun üzerine baya öfkelenmiş gibiydi, olağanca hızla arkasına döndü ve onu gördü. Daha önce de elinde miydi bilmiyordu ama kendinden büyük bir baltayla bu sefer daha yavaşça ona doğru geliyordu; ki bu yavaşlık onun koşuşuna bedeldi. Ne yapacağını bilemeyerek balta saldırısına karşılık vermeyi denedi, kılıçları çarpı şeklinde saldırının geldiği yöne doğru tuttu ve şiddetli çarpışma geriye düşmesine sebep oldu, artım silahları yerdeydi. Bir küfür savurup kalkmaya yeltendi fakat yaratık baltasını kafasının iki saniye önce olduğu yere indirip dibine kadar gelince afallayıp sürünmeye başladı. Öfkeli gölge bu sefer baltasını bırakıp onu tutmaya yeltendi ve başardı da, ancak hesaba katmadığı bir şey oldu: Iason yerdeki kılıçlardan birini alıp koluna geçirmişti. Artık bu  kadar yakınında olduğundan ve gözü karanlığa alıştığından görebildiği boğa kafalı canavar acı çekerek diğer eliyle ona sağlam bir yumruk attı, Iason diğer yandaki ikinci kılıca doğru emeklerken sağ omzu şimdiye kadar aldığı en büyük darbeyle kullanılamaz hale geldi. Iason artık korkuyu üzerinden atıp öfkeyle sol koluna aldığı diğer kılıcı bir mızrak gibi Minotor'un yüzüne fırlatıp diğeriyle de göğsünü deşti. Son olarak da kellesini kesti ve her yer aydınlanıp kolu iyileşti ve kılıçları ellerinde buldu.

Fakat artık o cesetli odada değil tanıdık bir koruluktaydı. Burada tanıdık zeytin ağaçları vardı, ve yine yanında tanıdık bir yılkı, düğün hediyesi olan. Ona bindi ve hiçbir komut vermeden at koşmaya başladı. Koruluktan çıkınca bir tepede buldular kendilerini ve önlerinde yanmakta olan bir şehir vardı. Bu şehirde doğmuş, büyümüş ve evlenmişti. Bu şehir Argo idi.

Yılkı tepeden aşağı indi ve bir dehşet havasının hakim olduğu şehre daldılar, insanlar acılar içinde kıvranıyor ve bayraklar, flamalar tutuşuyordu. Ama ne insanşar Yunan'dı, ne de bayraklar ülkesine aitti. Burada Almorialılar vardı. O ilerlerken son güçleriyle onu düşürüp öldürmeye çalışıyordu yaşayan birkaç kişi ama nafile, şehrin eski prensi kılıçları onların kanıyla boyadı acımadan.

Meydana geldiğindeyse kara bir el vardı, sahibinin yüzü seçilmiyordu. Bir anda atı yok olup eline bir yay ve ok geldi, sanki bunu planlamış gibi okunu o ele gönderdi ve kanlar fışkırdı. Ama sonra el birden beyaza dönüştü, bedenin neden seçilemediği de anlaşıldı: bu adam bembeyazdı zaten, yüzü saklı falan değildi. Ona doğru ilerledi, bir ok daha attı Iason. Ama ona hiçbir etkisi olmadı. Bir ok daha. Hayır, her ne ise ona doğru geliyordu. Bu sefer omzunda bulduğu kılıçların çıkarıp ona saldırdı, karşısındakiyse içine giren silahlara bakıp sırıttı sadece ve omzunu tuttu kralın. Iason Minotor'un bile vermediği üyük bir acı hissetti, eşi benzeri olamazdı bunun. Yavaş yavaş ölüyordu sanki, diz çökmüştü artık ve hayat enerjisi gidip yerin ızdırap doluyordu vücudunda. Sadece, "Kimsin sen?" diyebildi. Bir mızrağın beyaz adamın karnından çıkmasıyla, "Bana Vicdan derler." demesi bir oldu. Sonra adam buharlaştı ve Iason ona arkadan silah saplayan kişiyi arasa da bulamadı.

***

Uyandığında terler içindeydi. Dehşetle yataktan kalkıp dışarı çıktı. Zeus sunağının etrafındaki dört heykelden yayılan sisi görünce içi bir denli rahatladı. Çok gürültü çıkarmış olmalıydı ki Yasemin arkasından, "Ne oluyor?" diye sordu. Üzerindeki tuhaf duyguları bir kenara bıraktıktan sonra, "Bir rüya." dedi. "Çok gerçekçi bir rüya." Karısı yanına gelip, "Belki anlatmak istersin." deyince de birileriyle paylaşmış olup rahatlayabilmek için(en azından biraz) anlattı baştan sona.

"Bana çok yabancı gelen şeyler bunlar," diye başladı Yasemin Iason bitirince, "Ama bilinçaltına inen birçok tanrı olduğu inkar edilemez." Iason da öyle düşünüyordu ama kim ondan ne istiyor bilemiyordu. Ancak er ya da geç öğrenmeye niyetliydi, bu yüzden tanrılarına bir adakta daha bulunmayı uygun gördü. Tanrısal Sis'in kapladığı dağlık alanda tüm tanrıların şerefine bir panteon yaptırdı.

Ardından Iason o kılıçlarda gördüğü harfleri tüm tapıcıların kılıçlarına yazdı ve aralarında dine en bağlıları gizli bir tarikata aldı, bu tarikatı kurma amacı dinen danışacağı, bilgili kişileri bir çatı altında toplamaktı.

***

"Savaşmayı düşünüyor musun?" diye sordu Yasemin. Iason tereddüt etmedi: "Bir savaş olacak, istesek de istemesek de, ki kaçmayı düşünmüyorum."  Karısı suratını astı, "Biliyordum, " dedi. "Ama o zaman yardıma ihtiyacın olduğu inkar edilemez. Kabullenmesi zor ama küllerinden yeniden toparlanmaya çalışan bir ülke kuzeyi ve güneyi yöneten ülkeleri tek başına yenemez.. Bunun için zaman gerekir ve zamanın da var, her çeşit desteği bulmak için." Iaosn düşündü, "Kalemden ayrılırsam yerimi belli ederim. Bana yardım edecek de sadece senin ülkendir ama şu an benim yardımıma ihtiyacı var zaten. Başka bir yardımı nereden bulmamı bekliyorsun?" dedi umutsuzca. Yürümeye devam ettiler, gerçekten güzel bir bahçeydi dağın ortasında doğrusu. "Rüyanda yılkıya biniyordun değil mi?" dedi Yasemin. Iason ne demek istediğini anlamadı ama evet manasında başını salladı. "Bana daha önce sahip olduğun kristalden bahsederken babanın onu bir kılıçla beraber gördüğünü söylemiştin rüyasında. Bu kılıcı bulmak iyi bir başlangıç olabilir." Atları İyi Süren Iason için iyi bir fikirdi aslında, ancak yıllarca nerede olduğu bilinmeyen bir şeyi kendisi nereden bulabilecekti ki hele uzak diyarlarda? Karısı onu yüz ifadesinden anlamış gibiydi, "Onu bulman belki çok zor olacak ama yerini tespit etmeyi deneyebilirsin." dedi. Iason bununla ne kastettiğini fark etti, kılıcın kimlere ait olduğunu anlarsa yerini tahmin edebilirdi. Fakat Ares'in Gözü'nün bile kara bir nesne olduğunu biliyordu sadece, Pollux onun hakkında her şeyi anlatacak kadar yaşayamamıştı.

Yasemin elinde tuttuğu kitabı Iason'a uzattı, "Bir ülkenin kralı bile kendi kültürüne dahil bir şeyi bilmiyorsa o ilfan ya tanrınındır ya da onun kültürüne ait değildir. Yine de araştırmanda fayda var ama kimsenin bilmediği bir şeyi bilmeyenl insanların hazırladığı bir kütüphanede aramak zaman kaybı. Bu kitapta eski Tatar beyleriyle ilgili bilgiler, tanımlar bulabilirsin. Belki çözümü farklı kaynaklardan aramalısın, bu arada yılkı demiştim, belki de intikama giden yolda bu kitaptakileri temsil ediyordur." dedi ve dudağına bir öpücük kondurup uzaklaştı. Iason elinde bir kitapla olduğu yerde kaldı ve, "Denemeye değer." dedi.

Hamle:

3 Kaynak Keşfi: 3 Üretim(Yasemin)
3 Populasyon Artırmak: 3 Gelişim
Şehre 4. kat yapmak: 4 Üretim 1 Gelişim

Araştırma:

Sırlar Öğreticisi: 3 Gelişim 3 Üretim
Yüce Emirler: 3 Gelişim 3 Üretim 3 Askeri

Asker Üretimi:

x1 Berserker: 6 Askeri(Memnon)
x1 Mızraklı: 1 Askeri(Memnon)

Ek:Tapınak kurmak: 10 Gelişim 10 Üretim

Büyü:Argo
Büyü:Okyanusun Ruhu
Büyü: Hiç'in Kullanımı
Büyü Denemesi:Kara Bekçi
Dilek:Antik kahraman Diomedes'in hayata dönmesi.
Dilek:Önceki dileğin tutması.
Dilek:2 konuda Kehanet

İksir üretimi(zarla).

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder