18 Şubat 2012 Cumartesi

Bölüm 19-Rüya










Duvarlardaki meşalelerin aydınlattığı altın koridorda yürüdü. Birçok köşeden döndü, ikiye ayrılan yollarda sağ ve sol taraf arasında seçim yaptı, ilerledi ama bulunduğu yerin neresi olduğunu da nasıl çıkacağını da anlayamamıştı. Sonra meşaleler yavaş yavaş sönmeye başladı, giydiği şeyin bir zırh olduğunu yeni fark etmişti ki olabildiğince hızla uzaklaşmaya başladı. Ardından altın duvarda bir pırıltı gözüne çarptı, ilerledi ona doğru ve oraya bir kalkanın yerleştirilmiş olduğunu fark etti, kalkanın arkasına sabitlenmiş, birbirinin eşi iki de kılıç.

Kılıçları alıp kör karanlıkta yürümeye devam etti, şimdilik duyduğu tek şey kendi soluğu ve adımlarıydı. Sonunda cesetlerle dolu bir odaya geldi, burada bir ışık süzülüyordu ama kaynağı belirsizdi. O ışıkla kılıçlara baktı Iason ve üzerlerinde tanımadığı harfler olduğunu gördü. Bu harflerin anlamını bilmese de daha önce de gördüğünü anımsar gibiydi ancak her neyden kaçıyorsa fazla vakit kaybetmemek için düşünmeyip arkasına döndü. Bir adım attı ve havada dolaşan ışık da kayboldu. Artık önünde duvar mı yol mu var onu bile bilmiyordu ama biri daha vardı, solukları kulağını tırmalayan bir şey. Birkaç dakika bekledi, gitmesini umdu. Fakat o derin ve sesli soluklar kesilmedi. Bunun üzerine bir adım attı. Bu adım sanki bir şeyi tetiklemiş gibi sesin sahibi tuhaf ama yüksek hayvan sesleri çıkartıp koşmaya başladı, ayak seslerine bakılırsa gerçekten büyüktü.

Hızlıca krala doğru koşuyordu, solukları artık çok düzensizdi. Iason başka bir şey yapamayacağı için yana doğru atladı. Böylece büyük bir siyahlık kafası önünde koşarak ona değil duvara çarptı boynuzlarını. Bunun üzerine baya öfkelenmiş gibiydi, olağanca hızla arkasına döndü ve onu gördü. Daha önce de elinde miydi bilmiyordu ama kendinden büyük bir baltayla bu sefer daha yavaşça ona doğru geliyordu; ki bu yavaşlık onun koşuşuna bedeldi. Ne yapacağını bilemeyerek balta saldırısına karşılık vermeyi denedi, kılıçları çarpı şeklinde saldırının geldiği yöne doğru tuttu ve şiddetli çarpışma geriye düşmesine sebep oldu, artım silahları yerdeydi. Bir küfür savurup kalkmaya yeltendi fakat yaratık baltasını kafasının iki saniye önce olduğu yere indirip dibine kadar gelince afallayıp sürünmeye başladı. Öfkeli gölge bu sefer baltasını bırakıp onu tutmaya yeltendi ve başardı da, ancak hesaba katmadığı bir şey oldu: Iason yerdeki kılıçlardan birini alıp koluna geçirmişti. Artık bu  kadar yakınında olduğundan ve gözü karanlığa alıştığından görebildiği boğa kafalı canavar acı çekerek diğer eliyle ona sağlam bir yumruk attı, Iason diğer yandaki ikinci kılıca doğru emeklerken sağ omzu şimdiye kadar aldığı en büyük darbeyle kullanılamaz hale geldi. Iason artık korkuyu üzerinden atıp öfkeyle sol koluna aldığı diğer kılıcı bir mızrak gibi Minotor'un yüzüne fırlatıp diğeriyle de göğsünü deşti. Son olarak da kellesini kesti ve her yer aydınlanıp kolu iyileşti ve kılıçları ellerinde buldu.

Fakat artık o cesetli odada değil tanıdık bir koruluktaydı. Burada tanıdık zeytin ağaçları vardı, ve yine yanında tanıdık bir yılkı, düğün hediyesi olan. Ona bindi ve hiçbir komut vermeden at koşmaya başladı. Koruluktan çıkınca bir tepede buldular kendilerini ve önlerinde yanmakta olan bir şehir vardı. Bu şehirde doğmuş, büyümüş ve evlenmişti. Bu şehir Argo idi.

Yılkı tepeden aşağı indi ve bir dehşet havasının hakim olduğu şehre daldılar, insanlar acılar içinde kıvranıyor ve bayraklar, flamalar tutuşuyordu. Ama ne insanşar Yunan'dı, ne de bayraklar ülkesine aitti. Burada Almorialılar vardı. O ilerlerken son güçleriyle onu düşürüp öldürmeye çalışıyordu yaşayan birkaç kişi ama nafile, şehrin eski prensi kılıçları onların kanıyla boyadı acımadan.

Meydana geldiğindeyse kara bir el vardı, sahibinin yüzü seçilmiyordu. Bir anda atı yok olup eline bir yay ve ok geldi, sanki bunu planlamış gibi okunu o ele gönderdi ve kanlar fışkırdı. Ama sonra el birden beyaza dönüştü, bedenin neden seçilemediği de anlaşıldı: bu adam bembeyazdı zaten, yüzü saklı falan değildi. Ona doğru ilerledi, bir ok daha attı Iason. Ama ona hiçbir etkisi olmadı. Bir ok daha. Hayır, her ne ise ona doğru geliyordu. Bu sefer omzunda bulduğu kılıçların çıkarıp ona saldırdı, karşısındakiyse içine giren silahlara bakıp sırıttı sadece ve omzunu tuttu kralın. Iason Minotor'un bile vermediği üyük bir acı hissetti, eşi benzeri olamazdı bunun. Yavaş yavaş ölüyordu sanki, diz çökmüştü artık ve hayat enerjisi gidip yerin ızdırap doluyordu vücudunda. Sadece, "Kimsin sen?" diyebildi. Bir mızrağın beyaz adamın karnından çıkmasıyla, "Bana Vicdan derler." demesi bir oldu. Sonra adam buharlaştı ve Iason ona arkadan silah saplayan kişiyi arasa da bulamadı.

***

Uyandığında terler içindeydi. Dehşetle yataktan kalkıp dışarı çıktı. Zeus sunağının etrafındaki dört heykelden yayılan sisi görünce içi bir denli rahatladı. Çok gürültü çıkarmış olmalıydı ki Yasemin arkasından, "Ne oluyor?" diye sordu. Üzerindeki tuhaf duyguları bir kenara bıraktıktan sonra, "Bir rüya." dedi. "Çok gerçekçi bir rüya." Karısı yanına gelip, "Belki anlatmak istersin." deyince de birileriyle paylaşmış olup rahatlayabilmek için(en azından biraz) anlattı baştan sona.

"Bana çok yabancı gelen şeyler bunlar," diye başladı Yasemin Iason bitirince, "Ama bilinçaltına inen birçok tanrı olduğu inkar edilemez." Iason da öyle düşünüyordu ama kim ondan ne istiyor bilemiyordu. Ancak er ya da geç öğrenmeye niyetliydi, bu yüzden tanrılarına bir adakta daha bulunmayı uygun gördü. Tanrısal Sis'in kapladığı dağlık alanda tüm tanrıların şerefine bir panteon yaptırdı.

Ardından Iason o kılıçlarda gördüğü harfleri tüm tapıcıların kılıçlarına yazdı ve aralarında dine en bağlıları gizli bir tarikata aldı, bu tarikatı kurma amacı dinen danışacağı, bilgili kişileri bir çatı altında toplamaktı.

***

"Savaşmayı düşünüyor musun?" diye sordu Yasemin. Iason tereddüt etmedi: "Bir savaş olacak, istesek de istemesek de, ki kaçmayı düşünmüyorum."  Karısı suratını astı, "Biliyordum, " dedi. "Ama o zaman yardıma ihtiyacın olduğu inkar edilemez. Kabullenmesi zor ama küllerinden yeniden toparlanmaya çalışan bir ülke kuzeyi ve güneyi yöneten ülkeleri tek başına yenemez.. Bunun için zaman gerekir ve zamanın da var, her çeşit desteği bulmak için." Iaosn düşündü, "Kalemden ayrılırsam yerimi belli ederim. Bana yardım edecek de sadece senin ülkendir ama şu an benim yardımıma ihtiyacı var zaten. Başka bir yardımı nereden bulmamı bekliyorsun?" dedi umutsuzca. Yürümeye devam ettiler, gerçekten güzel bir bahçeydi dağın ortasında doğrusu. "Rüyanda yılkıya biniyordun değil mi?" dedi Yasemin. Iason ne demek istediğini anlamadı ama evet manasında başını salladı. "Bana daha önce sahip olduğun kristalden bahsederken babanın onu bir kılıçla beraber gördüğünü söylemiştin rüyasında. Bu kılıcı bulmak iyi bir başlangıç olabilir." Atları İyi Süren Iason için iyi bir fikirdi aslında, ancak yıllarca nerede olduğu bilinmeyen bir şeyi kendisi nereden bulabilecekti ki hele uzak diyarlarda? Karısı onu yüz ifadesinden anlamış gibiydi, "Onu bulman belki çok zor olacak ama yerini tespit etmeyi deneyebilirsin." dedi. Iason bununla ne kastettiğini fark etti, kılıcın kimlere ait olduğunu anlarsa yerini tahmin edebilirdi. Fakat Ares'in Gözü'nün bile kara bir nesne olduğunu biliyordu sadece, Pollux onun hakkında her şeyi anlatacak kadar yaşayamamıştı.

Yasemin elinde tuttuğu kitabı Iason'a uzattı, "Bir ülkenin kralı bile kendi kültürüne dahil bir şeyi bilmiyorsa o ilfan ya tanrınındır ya da onun kültürüne ait değildir. Yine de araştırmanda fayda var ama kimsenin bilmediği bir şeyi bilmeyenl insanların hazırladığı bir kütüphanede aramak zaman kaybı. Bu kitapta eski Tatar beyleriyle ilgili bilgiler, tanımlar bulabilirsin. Belki çözümü farklı kaynaklardan aramalısın, bu arada yılkı demiştim, belki de intikama giden yolda bu kitaptakileri temsil ediyordur." dedi ve dudağına bir öpücük kondurup uzaklaştı. Iason elinde bir kitapla olduğu yerde kaldı ve, "Denemeye değer." dedi.

Hamle:

3 Kaynak Keşfi: 3 Üretim(Yasemin)
3 Populasyon Artırmak: 3 Gelişim
Şehre 4. kat yapmak: 4 Üretim 1 Gelişim

Araştırma:

Sırlar Öğreticisi: 3 Gelişim 3 Üretim
Yüce Emirler: 3 Gelişim 3 Üretim 3 Askeri

Asker Üretimi:

x1 Berserker: 6 Askeri(Memnon)
x1 Mızraklı: 1 Askeri(Memnon)

Ek:Tapınak kurmak: 10 Gelişim 10 Üretim

Büyü:Argo
Büyü:Okyanusun Ruhu
Büyü: Hiç'in Kullanımı
Büyü Denemesi:Kara Bekçi
Dilek:Antik kahraman Diomedes'in hayata dönmesi.
Dilek:Önceki dileğin tutması.
Dilek:2 konuda Kehanet

İksir üretimi(zarla).

25 Ocak 2012 Çarşamba

Bölüm 18-Illia



Gül Parmaklı Şafak doğduğunda,
Kral Iason kampına baktı.
Ne umut ne de mutluluuk,
Hepsi terk etmişti Akhaları.

Gökyüzüne şöyle bir baktı.
"Zeus daha sakin bugünlerde," diye iç geçirdi.
Selene topraklarındeki sel,
Şükürler olsun tehdit etmemişti burayı.

Bir an sonra tanıdık bir ses duydu:
"Iason! Iason! Döndü, Yasemin döndü!"
Haberi getiren genç Alkinoos'a şöyle bir baktı,
Sonra hemen eşini görmek için koştu, umrunda değildi bulacağı zenginlikler, dönüşü yeterdi sağ salim.

Fakat Iason şaşkınlıktan donakaldı,
Bu arayış hayli verimliydi.
Selene Devleti'nin bir arada ancak en iyi çağında gördüğü zenginlik şu an önündeydi.
Savaştan malup çıkıp yabancı topraklara sürüklenen bir halkın hayalinde bile göremeyeceği kadarı.

Hemen Yasemin'e sarıldı,
Gerçekten de özlemişti onu.
Fakat gönlüne huzuru asıl veren,
Halkının artık aç kalmayacağıydı, ve ötesi.

"Tanrılar gerçekten de bonkör, ya da seninki gerçekten burada güçlü." dedi.
"Fark etmez," dedi eşi, "tüm tanrılar bizi destekledi."
Aslında yalan da değildi, ne kadar kendini yalnız sansa da kalkan ve mızraklı bir tanrıçayı izleyerek buraya geldiğine yemin edebilirdi Iason.
"Umarım lanet artık kalkmıştır..." diye iç geçirdi.

Babası Pollux Zeus'a hakaret etmişti, bunun ülkeyi lanetleyeceği en baştan belliydi.
Ama artık tanrıya kan borcu ödenmişti.
İntikam tanrılara da insanlara da en doğal hak diye verilmişti,
Zeus aldığına göre artık Iason'ın intikam vakti olmalıydı.

"Ama burada daha fazla oyalanamayız." diye konuştu kral.
"Peki nereye gideceğiz?" dedi genç Alkinoos. Yasemin de ona katıldı.
"Tanrılar bizi buraya getirip bolluk bahşettiyse ilerlemeye devam  etmeliyiz, bahşedilen topraklar varsa bize burası değil."
Böylece halk istemese de yeni bir yolculuğa hazırlandı.

Ancak daha yola çıkmadan,
Kral bu güvenli bölgenin neresi olduğunu kestirmeyi başaramadı.
İçinde hissediyordu, burası değil.
Ama bir türlü tanımdığı bir başka diyarda ne yapacağını bilemiyordu, oturup tanrılara dua etti.

Ve sonunda gönlüne bu isteği koyan tanrı kendini açığa vurdu,
Bu yeri sarsan Poseidon'dan başkası değildi.
Tüm büyücüler bir anda şevke geldi,
Iason da hepsini bir araya topladı ve kendiliğinden havaya kalkan kolları zor bir büyüye başladı.

Bu ani büyü başarılı oldu,
Oradaki tüm su kaynaklarındaki sular havaya toplandı.
Sonunda sudan bir yol yerin üstünde yükseldi,
İlk adımı atan Iason suyolda yürüyebildiğini fark etti.

Herkes kampı topladı,
Hazırlıklar bitti ve büyük göç başladı.
Bu su yol, uzun bir yürüyüşün ardından yok oldu.
Artık bambaşka bir yerdeydiler:

Burası yeşil çimlerle ve uzun sarp dağlarla kaplı,
Suyu ışıldayan göl ve dereleri olan,
Atalarının binlerce yıl önce doğduğuna benzeyen,
Tüm bereketiyle enfes topraklardan ibaretti.

Iason işte burada çabasının meyvesini aldı.
Tanrıların görevlerini kahraman Akhaların pek azı yerine getirebilmişti şimdiye dek,
Ve pek azı bunun ardından huzura ermişti.
Iason kendini önce onlar gibi hissetti, fakat hayır, kahraman Herakles bile zamanında az kalsın bu aldatmacaya kanacaktı.

Kral da bunu hatırladı,
Görevi henüz bitmemişti.
Bu diyara adını kazımadan ve intikamını almadan,
Bu mutlak sınanıştan kendine mensup olan kısım bitmeyecekti.

Iason tüm Selenelileri bir gölün çevresine topladı ve konuştu:
-
"Ey yurtdaşlarım, kardeşlerim!
 Biliyoruım ki korku ve çaresizlik bir kişide bile eksik değil aranızdan.
 Fakat her alacakaranlık bir şafak ile son bulur.
 İnsanlığın yapacağı her şey geçicidir, bu günün en güçlü ülkesi yarın hatırlanmayabilir bile.

 Bunun gibisini yüce Troya surlarını yıkanlarda görmüştüm,
 10 yıl nice kan döküp acı çektikten sonra insanlığın gördüğü en büyük kaleyi yıkanların bir tanesi bile evine dönemedi veya saygının zerresini göremedi,
 Truva'ysa tekrar kuruldu, Prens Aeneas uzakta nice başarılara imza attı.
 Sonuç olarak Akhaların eline hiçbir şey geçmedi ve boşuna savaşmış gibi durdular, sonunda Truva kazandı.

 Fakat dostlarım, o cengaverler hala hatırlanır tüm şerefli kimseler tarafından,
 Onları bugüne taşıyan isimleridir, başka bir şey değil.
 Ölümlerinin ardından bir cenaze yapılmayan ve huzursuzlar ülkesinde Styx nehrini geçmeye çalışan soluk hayaletler olabilir bazıları lakin onların ardından çok kadeh kalktı ve çok şarkı yazıldı.
 Ancak bizim ülkemizin kahramanları bu kadar büyük şarkılara yazılmayacak, tanrı dengi Hektor savunduğu kaleyi sonuna kadar korumakla övünecek Elysium'da fakat babam ya da Tydeus, Zethos, Telegonus ve hepsi şerefli bir ölümle taçlandığını söyleyebilecek sadece.

 Onların adını hatırlayalım dostlarım!
 Onlar da şarkılara konuk olsun, haydi insanların görebileceği en büyük turnuvaları onlar adına yapalım şimdi ve ilerde biz Selene adını yükseklere taşıyınca atalarımız da unutulmasın!
 Bunu yapalım ki isimlerini her Seleneli çocuk öğrensin.
 Fakat bana onlardan hiçbir hatıra geri gönderilmedi, sadece bir cenaze yapacak kadar düzgün olduklarını gördüm.

 Bir turnuva kimin adınaysa kazanan onun şerefini devam ettilmeli ancak bunu ona hatırlatacak hiçbir nesne yok elimde, mevkiileri dışında.
 Kim onların gücüne denk olursa, işte o yeni komutanlar arasına girecek!
 Tüm üzüntülerimizden sıyrılalım insanlarım, ve mutluluğumuzu atalarımızın anısını canlı tutarken elde edelim, soyunuzu unutmayılım ki düşman ve dostlarımızı hatırlayabilelim.

 Son olarak ise, ben, Polluxoğlu Iason olarak burayıtanrılara adıyorum, bunu da herkes bilsin.
 Babamın ölümü beni ne kadar yasa boğsa da umarım Zeus tatmin olmuştur ve şimdi onun korumasını istiyor,
 yapacağım muazzam kalede ona yakışan bir yerde sunak yapacağıma yemin ediyorum!" -

Böylece Iason yeni krallık için tüm gençleri olimpiyata çağırdı,
Hepsi kendini ispatlamak adına mızrak attı, kılıç kuşandı.
Sonunda, gerçekten yetenekli 4 kişi çıktı.
Güçlü Poylmeris, kurnaz Memnon, çevik ayaklı Stigos ve gizemli Silentos.

Ardından bu  büyük olimpiyatlar bitince,
Iason isteğine ulaşmış oldu.
Bu yarışma hepsine bir dinçlik vermişti,
Artık hepsi daha iyi hissediyordu ve ona yeni bir kale yaparken gereken böyle ruhlar idi.

Görülebilen en yüksek dağa Kithairon Dağı dediler,
Bu dağ gözlerden ırak, arayınca bulunması zor bir yerdeydi.
Iason'ın halkı orada muazzam bir kale yaptı,
Bu kalenin yapımı yıllar sürdü ama sonunda beyaz taştan  muazzam surları her düşmanı korkutabilecek hale geldi Illia'nın.

Burası öyle sıradan bir hisar değildi,
Kithairon Dağı'na dayanmıştı ve onunla beraber hepsi beşer metre üç katıyla yükseliyordu.
Yukarısında, dağın ucuna yakın, ay ışığını en iyi gören yerdeyse Selene adına harika bir sunak dikkat çekiyordu,
Zeus, Poseidon ve Hades'e adanan sunular ise 3. katta diğer katlara görebilen büük bir balkondaki üç tane güzel sütunlu mabedlerde yapılıyordu, tam ortalarındaysa Hephaistos'un ateşi yanıyordu.

Şehirdeki ilk gün Iason emir verdi,
"Bu bölgeyi ve dağdaki madenleri araştırın," diye.
İnsanlar yeni yurtlarına girdindeyse,
En dindar kişileri yanına topladı ve teoloji ilmini bilenleri Zeus sunağına götürdü.

Güzel sütunların önünde diz çöktüğünde, Zeus'un işareti olan şimşek şeklinde kıvrımlı olan bir kılıcı eline alıp tanrının heykilinin önüne koydu.
"Ey Zeus, bizi kutsa ve affet, kalemizi de tanrısal sisinle kapla," dedi.
"Şimdi tüm bu toprakları senin ilan edip koruma sözü veriyorum ve cevabını tüm kalbimle bekliyorum." diye bitirdi ve getirdiği koçu orada öldürüp tanrılara verirmesi gereken yerlerini Hephaistos ateşine atıp bekledi.

Hamle:
2 Kaynak Keşfi(Yasemin):2 Üretim
Kale-Şehir kurmak(Illia,yeri DM'ye bildirildi.):24 Üretim 9 Gelişim 10 Askeri

Araştırma:
Para: 3 Üretim

Asker & Gemi Üretimi
2 Tapıcı(Biri Zeus,şimşek kılıç ve diğeri Apollon,ok ve yay):14 Askeri
1 Okçu:3 Askeri

Kurnaz Memnon(EG)

İksir Üretmek.(Zarla)
İksiri tapıcılar ve berserkerlara veriyorum.

Büyü:
Deneme:Tanrısal Sis
Büyü:Doğanın Koruması

Dilek:
Büyü Denemesi başarılı olsun.
Bir önceki dilek başarılı olsun.

Sunak yapımı:
Zeus sunağı:5 Üretin
Poseidon sunağı:5 Üretim
Hades sunağı:5 Üretim
Selene sunağı:1üretim
Apollon sunağı:2 Üretim
Athena sunağı:2 Üretin


15 Ocak 2012 Pazar

Bölüm 17-Yeniden

Iason vardı, Pollux'un oğlu,
Atları iyi sürerdi.
Halicarna'daydı o, savaşın son noktası.
Evet, işgal edilmiş Selene Devleti'nin son bölgesi.


Cadı'ydı söyleyen, kara saçlı Medea.
Argo'daki son savaştan gelmişti.
Ölmüştü Pollux, Tydeus ve herkes.
Kalan Iason'dı işte, yeni kral.


Annesi ve halkı ona geri gönderildi,
"Zaten orası da fazla dayanmayacak," denildi.
Umrunda değildi ancak, babası artık gitmişti.
Tek başınaydı, surları kalın Halicarna'da.


***


Tedirgindi halk, hepsi korkuyordu.
Bir Akha olduğunu unutanlar korkuyordu.
Ya gideceklerdi, ya kalıp öleceklerdi.
Ama Iason'daydı karar, sözüne güvenilecek tek kişi.


Annesi de yanında idi, ona öğüt verdi: "Babanın da ilk görevi bir ülkeden arta kalanları toplamaktı," dedi.
Iason baş salladı, "Ama başardı." diye karşılık verdi.
"Ülke artık yıkıldı, senin elinde her şey. Babanın eksileri seni doğru karara götürecek." dedi İolkaste.
Ve karar verdi Iason, "Tatarlar'a söyleyin, gemiye ihtiyacım var."


***


Böylece Selene halkından arta kalanlar TatarMedeniyeti'nin başkenti Bahçesaray'a gitti.
"Burada kalın." dedi Tolga Giray. "Evimizin kapısı hepinize açık."
Fakat Iason reddetti, "Kızın güvende olacak Kağan. Onu bir daha göreceksin, ama gitmem gerek."
Böylece Iason babasının son bir isteğini yerine getirmek için biraz oyalanıp gitti, "O'nu yakalarsak öldürmeyin." dedi son olarak.

Ardından bilinmeyen yerlere gittiler, ölenin yurduna gittiler, soranlara," Amalour'un ötesine gidiyoruz." dediler.
Ve babasının yaptığı şey artık oğlu için de bir vazifeydi, o yeni bir ülke kuracaktı.
"Gizli olacak," dedi Iason, "kimse bilmeyecek. Bir gün yeniden yükselecek Creta, sürgün edilenlerin yurdu olacak."
Ve şehrin kulelerinin göklere çıkacağı yerde ilk kamp çadırını kurdular.


Hamle:
Dünyanın en kuzeydoğusuna bir dünya keşfi,(1 Gelişim)
5 kaynak keşfi,(Yasemin),(5 Üretim)
Kamp kurmak.(5 Gelişim 5 Askeri)

Araştırma:
Rahiplik,(Bedava)
Teoloji.(2 Gelişim 2 Askeri)

Büyü:
Deneme:Şekillenen Dağlar
Büyü:Argo
Büyü:Doğanın Lütfu
Büyü:Okyanusun Ruhu

Dilek:
Teoloji araştırması'nda ucuzluk.

Lider Üretimi:
Yasemin(GE)

Asker Üretimi:
1 Savaşçı.