
Gül Parmaklı Şafak doğduğunda,
Kral Iason kampına baktı.
Ne umut ne de mutluluuk,
Hepsi terk etmişti Akhaları.
Gökyüzüne şöyle bir baktı.
"Zeus daha sakin bugünlerde," diye iç geçirdi.
Selene topraklarındeki sel,
Şükürler olsun tehdit etmemişti burayı.
Bir an sonra tanıdık bir ses duydu:
"Iason! Iason! Döndü, Yasemin döndü!"
Haberi getiren genç Alkinoos'a şöyle bir baktı,
Sonra hemen eşini görmek için koştu, umrunda değildi bulacağı zenginlikler, dönüşü yeterdi sağ salim.
Fakat Iason şaşkınlıktan donakaldı,
Bu arayış hayli verimliydi.
Selene Devleti'nin bir arada ancak en iyi çağında gördüğü zenginlik şu an önündeydi.
Savaştan malup çıkıp yabancı topraklara sürüklenen bir halkın hayalinde bile göremeyeceği kadarı.
Hemen Yasemin'e sarıldı,
Gerçekten de özlemişti onu.
Fakat gönlüne huzuru asıl veren,
Halkının artık aç kalmayacağıydı, ve ötesi.
"Tanrılar gerçekten de bonkör, ya da seninki gerçekten burada güçlü." dedi.
"Fark etmez," dedi eşi, "tüm tanrılar bizi destekledi."
Aslında yalan da değildi, ne kadar kendini yalnız sansa da kalkan ve mızraklı bir tanrıçayı izleyerek buraya geldiğine yemin edebilirdi Iason.
"Umarım lanet artık kalkmıştır..." diye iç geçirdi.
Babası Pollux Zeus'a hakaret etmişti, bunun ülkeyi lanetleyeceği en baştan belliydi.
Ama artık tanrıya kan borcu ödenmişti.
İntikam tanrılara da insanlara da en doğal hak diye verilmişti,
Zeus aldığına göre artık Iason'ın intikam vakti olmalıydı.
"Ama burada daha fazla oyalanamayız." diye konuştu kral.
"Peki nereye gideceğiz?" dedi genç Alkinoos. Yasemin de ona katıldı.
"Tanrılar bizi buraya getirip bolluk bahşettiyse ilerlemeye devam etmeliyiz, bahşedilen topraklar varsa bize burası değil."
Böylece halk istemese de yeni bir yolculuğa hazırlandı.
Ancak daha yola çıkmadan,
Kral bu güvenli bölgenin neresi olduğunu kestirmeyi başaramadı.
İçinde hissediyordu, burası değil.
Ama bir türlü tanımdığı bir başka diyarda ne yapacağını bilemiyordu, oturup tanrılara dua etti.
Ve sonunda gönlüne bu isteği koyan tanrı kendini açığa vurdu,
Bu yeri sarsan Poseidon'dan başkası değildi.
Tüm büyücüler bir anda şevke geldi,
Iason da hepsini bir araya topladı ve kendiliğinden havaya kalkan kolları zor bir büyüye başladı.
Bu ani büyü başarılı oldu,
Oradaki tüm su kaynaklarındaki sular havaya toplandı.
Sonunda sudan bir yol yerin üstünde yükseldi,
İlk adımı atan Iason suyolda yürüyebildiğini fark etti.
Herkes kampı topladı,
Hazırlıklar bitti ve büyük göç başladı.
Bu su yol, uzun bir yürüyüşün ardından yok oldu.
Artık bambaşka bir yerdeydiler:
Burası yeşil çimlerle ve uzun sarp dağlarla kaplı,
Suyu ışıldayan göl ve dereleri olan,
Atalarının binlerce yıl önce doğduğuna benzeyen,
Tüm bereketiyle enfes topraklardan ibaretti.
Iason işte burada çabasının meyvesini aldı.
Tanrıların görevlerini kahraman Akhaların pek azı yerine getirebilmişti şimdiye dek,
Ve pek azı bunun ardından huzura ermişti.
Iason kendini önce onlar gibi hissetti, fakat hayır, kahraman Herakles bile zamanında az kalsın bu aldatmacaya kanacaktı.
Kral da bunu hatırladı,
Görevi henüz bitmemişti.
Bu diyara adını kazımadan ve intikamını almadan,
Bu mutlak sınanıştan kendine mensup olan kısım bitmeyecekti.
Iason tüm Selenelileri bir gölün çevresine topladı ve konuştu:
-
"Ey yurtdaşlarım, kardeşlerim!
Biliyoruım ki korku ve çaresizlik bir kişide bile eksik değil aranızdan.
Fakat her alacakaranlık bir şafak ile son bulur.
İnsanlığın yapacağı her şey geçicidir, bu günün en güçlü ülkesi yarın hatırlanmayabilir bile.
Bunun gibisini yüce Troya surlarını yıkanlarda görmüştüm,
10 yıl nice kan döküp acı çektikten sonra insanlığın gördüğü en büyük kaleyi yıkanların bir tanesi bile evine dönemedi veya saygının zerresini göremedi,
Truva'ysa tekrar kuruldu, Prens Aeneas uzakta nice başarılara imza attı.
Sonuç olarak Akhaların eline hiçbir şey geçmedi ve boşuna savaşmış gibi durdular, sonunda Truva kazandı.
Fakat dostlarım, o cengaverler hala hatırlanır tüm şerefli kimseler tarafından,
Onları bugüne taşıyan isimleridir, başka bir şey değil.
Ölümlerinin ardından bir cenaze yapılmayan ve huzursuzlar ülkesinde Styx nehrini geçmeye çalışan soluk hayaletler olabilir bazıları lakin onların ardından çok kadeh kalktı ve çok şarkı yazıldı.
Ancak bizim ülkemizin kahramanları bu kadar büyük şarkılara yazılmayacak, tanrı dengi Hektor savunduğu kaleyi sonuna kadar korumakla övünecek Elysium'da fakat babam ya da Tydeus, Zethos, Telegonus ve hepsi şerefli bir ölümle taçlandığını söyleyebilecek sadece.
Onların adını hatırlayalım dostlarım!
Onlar da şarkılara konuk olsun, haydi insanların görebileceği en büyük turnuvaları onlar adına yapalım şimdi ve ilerde biz Selene adını yükseklere taşıyınca atalarımız da unutulmasın!
Bunu yapalım ki isimlerini her Seleneli çocuk öğrensin.
Fakat bana onlardan hiçbir hatıra geri gönderilmedi, sadece bir cenaze yapacak kadar düzgün olduklarını gördüm.
Bir turnuva kimin adınaysa kazanan onun şerefini devam ettilmeli ancak bunu ona hatırlatacak hiçbir nesne yok elimde, mevkiileri dışında.
Kim onların gücüne denk olursa, işte o yeni komutanlar arasına girecek!
Tüm üzüntülerimizden sıyrılalım insanlarım, ve mutluluğumuzu atalarımızın anısını canlı tutarken elde edelim, soyunuzu unutmayılım ki düşman ve dostlarımızı hatırlayabilelim.
Son olarak ise, ben, Polluxoğlu Iason olarak burayıtanrılara adıyorum, bunu da herkes bilsin.
Babamın ölümü beni ne kadar yasa boğsa da umarım Zeus tatmin olmuştur ve şimdi onun korumasını istiyor,
yapacağım muazzam kalede ona yakışan bir yerde sunak yapacağıma yemin ediyorum!" -
Böylece Iason yeni krallık için tüm gençleri olimpiyata çağırdı,
Hepsi kendini ispatlamak adına mızrak attı, kılıç kuşandı.
Sonunda, gerçekten yetenekli 4 kişi çıktı.
Güçlü Poylmeris, kurnaz Memnon, çevik ayaklı Stigos ve gizemli Silentos.
Ardından bu büyük olimpiyatlar bitince,
Iason isteğine ulaşmış oldu.
Bu yarışma hepsine bir dinçlik vermişti,
Artık hepsi daha iyi hissediyordu ve ona yeni bir kale yaparken gereken böyle ruhlar idi.
Görülebilen en yüksek dağa Kithairon Dağı dediler,
Bu dağ gözlerden ırak, arayınca bulunması zor bir yerdeydi.
Iason'ın halkı orada muazzam bir kale yaptı,
Bu kalenin yapımı yıllar sürdü ama sonunda beyaz taştan muazzam surları her düşmanı korkutabilecek hale geldi Illia'nın.
Burası öyle sıradan bir hisar değildi,
Kithairon Dağı'na dayanmıştı ve onunla beraber hepsi beşer metre üç katıyla yükseliyordu.
Yukarısında, dağın ucuna yakın, ay ışığını en iyi gören yerdeyse Selene adına harika bir sunak dikkat çekiyordu,
Zeus, Poseidon ve Hades'e adanan sunular ise 3. katta diğer katlara görebilen büük bir balkondaki üç tane güzel sütunlu mabedlerde yapılıyordu, tam ortalarındaysa Hephaistos'un ateşi yanıyordu.
Şehirdeki ilk gün Iason emir verdi,
"Bu bölgeyi ve dağdaki madenleri araştırın," diye.
İnsanlar yeni yurtlarına girdindeyse,
En dindar kişileri yanına topladı ve teoloji ilmini bilenleri Zeus sunağına götürdü.
Güzel sütunların önünde diz çöktüğünde, Zeus'un işareti olan şimşek şeklinde kıvrımlı olan bir kılıcı eline alıp tanrının heykilinin önüne koydu.
"Ey Zeus, bizi kutsa ve affet, kalemizi de tanrısal sisinle kapla," dedi.
"Şimdi tüm bu toprakları senin ilan edip koruma sözü veriyorum ve cevabını tüm kalbimle bekliyorum." diye bitirdi ve getirdiği koçu orada öldürüp tanrılara verirmesi gereken yerlerini Hephaistos ateşine atıp bekledi.
Hamle:
2 Kaynak Keşfi(Yasemin):2 Üretim
Kale-Şehir kurmak(Illia,yeri DM'ye bildirildi.):24 Üretim 9 Gelişim 10 Askeri
Araştırma:
Para: 3 Üretim
Asker & Gemi Üretimi
2 Tapıcı(Biri Zeus,şimşek kılıç ve diğeri Apollon,ok ve yay):14 Askeri
1 Okçu:3 Askeri
Kurnaz Memnon(EG)
İksir Üretmek.(Zarla)
İksiri tapıcılar ve berserkerlara veriyorum.
Büyü:
Deneme:Tanrısal Sis
Büyü:Doğanın Koruması
Dilek:
Büyü Denemesi başarılı olsun.
Bir önceki dilek başarılı olsun.
Sunak yapımı:
Zeus sunağı:5 Üretin
Poseidon sunağı:5 Üretim
Hades sunağı:5 Üretim
Selene sunağı:1üretim
Apollon sunağı:2 Üretim
Athena sunağı:2 Üretin