"Ama burası Bahçesaray?" Pollux çok şaşırmıştı, geçen gece düşen meteorlerın ardından gittikten sonra tek başına ilerledikten sonra, normalden çok daha hızlı karşı kıyıdaki Tatar Medeniyeti'ne varmıştı. "Nasıl bu kadar hızlı gelebildim?" diye sordu arkasındaki Tanrıça Athena'ya. Athena, "Geminizi getiren bendim Ölümlü Lord, hızınız da bana aitti. Gördüğün gibi,meteorun düştüğü yer burası, Tatar Bölgesi. Ama seni insanların yaşadı vahşeti görmen için getirmedim. Tahmin edebiliyor musun?" Lord biraz düşündü, sonra "Hayır. Tatarlar'la ilgili ne kadar çok şey biliyorum ve ne kadar münasebetim var ki? Sadece olası bir tehlikeye karşı ittifakız ve ara sıra lordlarıyla görüşüyorum." dedi. Bunun üzerine Athena, "Demek olası bir sorun, ha! Doğru cevap verdin ama hala farkında değilsin.Bu meteorun düştüğü zaman ne oldu biliyor musun?" diye karşılık verdi. Pollux "hayır" anlamında başını salladı. "Kraken." dedi Athena.
"Olası sorun yani. Tabi bu kişiler onu Tanrı Gözcüsü diye anıyor ama senin bildiğin adı bu. Acaba gökyüzü öfkeyle kusarken(ya da bir alamet gerçekleşirken, kim bilir? Ben Zeus değilim) denizlerinizi tehdit eden canavar uzun yokluğundan sonra geri döndü. Dikkatli olmalısın Kral. Herakles bu sorununuzu çözemeyebilir. Bir süredir Güney'e karşı endişeleniyorsun ama "Deniz'e bakmayı" unutuyorsun. Benim söyleyeceklerim bu kadar. Şimdi size hediye edeceğim hızlı rüzgarla eve dön ve ikinci meteoru aramak için ülkeden ayrılma. O başkalarının sorunu, bu arada geri döndüğünde ülkenin sorunlarını düşünsen iyi olur. 'Bazı' gerginliklerle karşılaşacaksın." deyip bir anda kayboldu.
Lord Pollux kafası feci karışmış halde gemisine döndü. Yarım günlük bir yolculuktan sonra, Argo limanına varmıştı. Şehre döndükten sonra Agenor'la karşılaştı. "Yokluğumda bir şey oldu mu?Şehirde 'bazı' gerginlikler falan yani?" diye sordu. Agenor "Tam üstüne bastın! Herakles döndü. O Bilinmeyen Ülke'den geri döndü. Ama sana o anlatsa daha iyi. Ve halk şikayetçi. İleri gelenler kaynak azlığından sıkıntı çekildiğini söylüyor." Pollux hiç düşünmeden Athena'nın tavsiyesine uyup "Telegonus'a haber ver,yeni kaynak keşifleri vakti geldi. Ve Herakles'e götür beni, ardından İskeletler'le görüşmeliyim, yerlerindeler, değil mi?" dedi. Agenor "Zaten her zaman aynı yerdeler.Herakles şehrin hemen dışında olacaktı."
Pollux nefes nefese kalmıştı. "Herkül?" bir süre hiç ses gelmedi. Sonra biraz ileride bir tepenin ardındaki çalılardan bir ses geldi, ardına bakamadan yabani görünüşlü bir adam çıktı. "Sonunda geri döndün. Sana bazı haberlerim var: Güney'e gittim, Bilinmeyen Ülke'nin sınırlarına girdiğimde çürümüş ağaçlar gördüm ve korkunç sesler duydum.
"Tanrısal kuvvetimle ilerlemeye devam ettiğimde ise, tarif edilemeyecek yaratıklarla karşılaştım. Kimi kanatlı, kimi boynuzlu; bazısı yüzyıllık ağaçlar kadar iri bazısı ise bir kedi kadar ufak, şeytani görünüşlü yaratıklar. Onlarla konuşmanın fayda etmeyeceğini anlayıp Argo'ya geri döndüm.Seni bulamayınca yeri geri geldim.Dikkatli olman gerekir,sana yardım ederim.Sınırlarını biraz daha ileri çekersen büyüklüğünü göstermiş ve bir 'dur' ihbarı yapmış olabilirsin.Ama önce halkına yardım et, gerisi gelir. Şimdilik bu kadar, evine hemen dönmeni öneririm."
Pollux 'evet' anlamında başını sallayıp geldiği gibi tek başına başkentine döndü. Argo'da aradığı ilk kişi Telegonus oldu.Bulduğunda ise, "Telegonus,arkadaşım!" dedi. "Nedir seni bu kadar telaşlandıran?" diye sordu Telegonus. "Çabuk küçük bir ekip toplayıp kaynak keşfine çık, geçen gidişinin üç katı büyüklüğünde bir sefer olsun bu. Erzağını ve adamlarını ona göre seç." Telegonus "Telaşlanma Lord'um, ben çözüm bulacağım bu ihtiyaca. Bana 1 hafta ver." dedi. "Tamam, saol" diye kabul etti Pollux.
Eve döndüğünde karısı İolkaste'ye olanları kısaca özetledi.Kısa bir süre olmayacağını vurguladıktan sonra, şehir merkezine gitti. "Ey Hades'in hizmetçileri!Sizin için yeterli sebepler çıktı mı ortaya?Tatarlar'ın yerine gidip düşmanınızı araştıracak mısınız?" dedi.İskeletler cevap vermeden önce adeta beyinleriyle iletişim kurarken, havada dondurucu bir rüzgar esti,normal bir soğuk değildi bu...
Kaynak Keşfi x3
Gemi Üretimi: Kruvazör
26 Eylül 2011 Pazartesi
10 Eylül 2011 Cumartesi
Selene Medeniyeti-Bölüm 8-Deniz'e Doğru
Elysium'a Pollux henüz varmıştı, ulaştıkları mağaradan eli boş dönmüşlerdi, çünkü kimse oraya kadar dalmayı başaramamıştı, çok derindi. Argo limanına demirledikten sonra buraya olan yolculuk onu ayrıca yıpratmıştı. Şehre girdiğinde ,karşısında Tydeus'u gördü. "Herakles döndü mü?" Tydeus "Hayır." dedi .Uzun süredir Güney'deki medeniyetleri izleyen Herakles hala ortalıkta yoktu. Tydeus "Nasıl gitti?Mağarada ne buldunuz?" diye sordu."Hiç.Ulaşamadık.Çok derindi. Bize ya Zeus yardım edecek, ya da insan teknolojimizi ilerletmeye çalışacağız. Şimdilik fazla bir planım yok, ama o civarı elimizde tutmak için daha güçlü savaş gemilerinin yapımı konusu üzerine değinin. Hem yolculuğmdan döndüğümde şöyle bir şey fark ettim ,Batı'da Deniz bitiyor ama Doğu'da engin bölgelere sahip ve ele geçirmek isteyen çok ülke var." deyip konağına doğru gitti. Arkasından Tydeus "İskeletler'e bir şey sorsak?" diye bağırdı. "Hades'i ikna edersen sorarsın." dedi Pollux da yürümeye devam ederken.
Birkaç gün oradaki işlerle ilgilendikten sonra, Argo'yu Polyneikes'den devralmak üzere başkente gitti .Başarısızlığı yayıldığında halk orada ne olduğuna karşı dedikodular çıkarmaya başladı, yerlerinden ayrılmayan İskeletler'se hiçbir şey söylemediler. Ardından Agenor'a Berserker eğitmesi için emir veren Pollux ülke sınırlarına doğru gitti. Dağlar'ı görebildiği bir vadide mola vermişken,bir ıslık duydu. Dönüp arkasına baktığında yabani, üstünde giysi olmayan uzun siyah saçlı bir adam gördü:Herakles. "Neden buralarda geziyorsun hep?" diye sordu Pollux. "Çünkü sizin medeniyetiniz bana uygun değil." diye cevap verdi Herakles de."Güney'inizdekilere bir göz attım, tahminimce eskiden orada bulunan bazı toplumlar vardı. Daha herhangi bir münasebetim olmadı ama çevreyi biraz incaledim sadece, biri kurak arazilerde yaşarken, bir diğeri ormanlarla kaplı bir yerde." dedi."Biliyorum. Eskiden Pergamonlular'ın bulunduğu yerdi orası, her neyse. Peki ne yapacaksın?" diye cevap verdi Pollux."İstersen sizin için gidip barış anlaşması yapabilirim." dedi Herakles."Öyleyse tamam,senden gelecek haberleri bekliyor olacağım." dedi Lord.Herakles Kanatlı Atı'nı çağırıp uzaklaştı...
"Lordum." Pollux arkasına baktı,Argo'ya yeni varmıştı."Efendim Tydeus?" "Efendim, Doğu'dan gelen bazı gemiler Tatarlar'ın da dikkatini çekmiş, bizim denizcilerin de. Serbest Adalar Birliği denilen yerden gelenler son hız denizlerimize giriyor. Ne yapmamı dilersiniz?" Pollux biraz düşündü. Sonra "Bildiğin gibi çoğu kişinin kendini askeri gemiler yapımına ve Berserker eğitimine verdiği meçhul. Belki bu araştırmalar son bulduğunda daha ileri gemiler yapmak akıllıca olabilir.O zamana kadar deniz kıyısındaki ilimize 2 Trieme ve 1 Firkateyn'le birlikte gitmeni istiyorum. Bir süre böyle idare edebiliriz." dedi.Tydeus hemen görevi için gitti.
Lord Pollux koltuğunda uzandıkça dalarıyordu. Sonunda eşine dışarı çıkmayı teklif edip onunla birlikte şehir dışında bir yürüyüş yapmaya karar verdi. İolkaste ile birlikte yavaş yavaş uzaklaşırken sohbet ediyorlardı."Yorgun musun Lordum?" dedi İolkaste.
-"Evet."
-"Sizi üzen nedir acaba?Son zamanlarda ülkenin durumu ya da halkın ruh hali iyiden iyiye değişiyor."
-"Ama kalıcı olacağını sanmıyorum. Yakında bir savaş var sevgili karım. Bir yerlerde de Kraken bekliyor. Kimsenin hakkında bilmediği bir mağara gelecekte işimizie yarayabilir diyor İskeletler, ama oraya inemiyoruz. Ve korsanlar.Tamam, Serbest Adalar Birliği ile doslardan yardım alıp baş edebiliriz ama korsanlar sadece bize tehdit gibi görünüyor.Yoruldum İolkaste, bir çözüm bulamamaktan yoruldum. Neredesin Selene?"
deyip Ay'a baktı. Tam başını indirmişti ki,birden uzakta ama görebilecekleri mesafede 2 meteor indi aşağı.Yerler titredi, gören olduysa sarılık geçirdi diye düşündü Pollux. "Oda neydi?" diye sordu eşi. "Gök taşına benziyor." dedi Pollux. "Ama yanlarına gitmemiz güç olacak.Deniz'in karşı tarafında gördüm onları.Belki sabah bir donanmayla yanlarına giderim, o zamana kadar sanırım şehre gitsek daha güvenli olur." dedi ve Argo'ya doğru yol aldılar.
Sabah erken saatte kalktıktan sonra, Pollux içinde gizli bir korkuyla Herakles'i en son gördüğü yere gidip yanında 2 koç götürdü. Sonra "Zeus, ilk koç sana. Lütfen şu mağara konusunda, ya da diğer özenmli meselelerde yanımda ol. Özellikle de, sana ait Gökyüzü'nden koru bizi!" (Meteorları düşünürken tüyleri ürperdi.) sonra ilk koçu kesti.Ardından Selene'ye haykırarak "Ay Tanrıçası, Gece'nin kutsamasını lütfetmeni istiyorum senden bize. Lütfen bu akşam oraya vardığımızda yanımda ol." dedi ve 2. adağı sundu. Kendi kendine yaptığı bu törenin ardından tam gidiyordu ki arkasından bir ses geldi: "Babamın ve Ay'ın saygısı senindir.2. bir koruyucu olarak yanında olacağım. Ama oraya giderken yanına sadece 2 gemi almana izin veriyor, kendi korumamı teklif ediyorum.Yalnız olacaksın." Pollux arkasına döndü,beyaz elbiseli güzel bir Tanrıça gördü. Tanrıça o daha ağzını açamadan "Ben Athena, Bilgelik Tanrıçası'yım." dedi ve yok oldu. Bunu Lord'u hem şaşırtmış, hem de güvenle doldurmuştu.Argo'ya çabucak gidip Askeri işlere Zethos adında yeni birini adadı, savaş yakın diye düşünemeden alamıyordu kendini. Ardından limana doğru yol aldı.
Öğleden sonraya doğru birkaç gemi hazır edildi ve çok uzak olmayan bir kıyıya yolculuğa çıkıldı.Pollux'un yanında sadece 1 Trieme aldı. Akşama doğru biraz yaklaştılar,mürettebat huzursuzdu. Kıyıya varınca, Pollux onları gemilerde bırakıp ilermeye başladı, içinde merak duygusu hakimdi.Athena arkasından onu izliyordu...
Hamle:
Araştırmalar:Savaş Gemileri:7 Üretim,8 Askeri
Asker Eğitimi:Berserker,6 Askeri (Agenor tarafından),(Argo)
2 Trieme ve bir Firkateyn ve Tydeus Argo'dan Elysium'a.
Lider Üretimi:Zethos(OK)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
